Tarihin İlk Çağlarından İtibaren Türk Tarihi

Türk tarihi 4000 yıldan daha uzun bir zaman dilimini kapsamaktadır. Türkler, ilk olarak Orta Asya’da M.Ö. 2000’lerde yaşamışlardır. Daha sonra bir kısmı Orta Asya’dan ayrılmış ve geniş bir coğrafyaya yayılmış, geniş bir Asya ve Avrupa bölgesi içerisinde birbirlerinden bağımsız birçok devlet ve imparatorluk kurmuşlardır. Bu imparatorluklar Büyük Hun İmparatorluğu (M.Ö. 3. Yüzyıl), Göktürk İmparatorluğu (552 – 740), Uygur İmparatorluğu (741 – 840), Avar İmparatorluğu (MS 6-9. Yüzyıl), Hazar İmparatorluğu (5-10. Yüzyıl), Büyük Selçuklu İmparatorluğu (1040 – 1157) ve diğerleri olmuştur.

Türklerin Anadolu’ya Ayak Basması

Türkler, Anadolu’ya 11. yüzyılın başlarında sürekli göçler ve akınlar düzenleyerek yerleşmeye başlamıştır. 1071 yılında Bizanslılara karşı kazanılan Malazgirt Zaferi Anadolu’nun kapılarını tam anlamıyla Türklere açmıştır. Bu tarihi takip eden süreçte Türkler, Anadolu’nun tamamını fethetmiş ve Anadolu Selçuklu Devleti’ni(1080-1308)kurmuştur. Bu devlet, Anadolu’da kurulan ilk Türk Devleti unvanına sahip olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1299 – 1923)

Anadolu Selçuklu Devleti, 1243’te başlayan Anadolu’nun Moğol istilasına uğramasıyla hızla gerileme dönemine girmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin gerileme döneminde ve yıkılışından sonraki süreçte, Anadolu’da on üçüncü yüzyılın sonuna doğru pek çok Türkmen beyliği kurulmuştur. Bunlardan biri kurucusu Osman Bey’in adını taşıyan, 1299’da Eskişehir Söğüt çevresinde kurulan Osmanlı Beyliği’dir. Osmanlı Beyliği on dördüncü yüzyıl boyunca hızla genişlemiş, üç kıtada geniş bir bölgeye hükmeden ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar 623 yıl süren büyük Osmanlı İmparatorluğu’nu doğurmuştur.

Osmanlılar 1453 yılında Sultan II. Mehmet’in (1451-1481) döneminde İstanbul’u (Konstantinopolis)fethederek, Bizans İmparatorluğu’nun çöküşüne sebep olmuş, Orta Çağın sonunu ve Yeni Çağın başlangıcını belirlemiştir. “Fatih” unvanını alan Sultan II. Mehmet döneminde, Osmanlı Devleti on altıncı yüzyılın sonuna kadar sürecek olan hızlı bir gelişme dönemine girmiştir. Osmanlı Devleti en parlak döneminde bugün Balkanlar’da yer alan Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya’ya, Doğu Akdeniz’deki tüm adalara ve Ortadoğu’nun üzerinde hâkimiyet kurmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları Kuzeydeki Kırım’dan Güneyde Yemen ve Sudan’a, Doğudaki İran ve Hazar Denizi’nden Kuzeybatı’daki Viyana ve Güneybatı’daki İspanya’ya kadar uzanmıştır.

16.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı İmparatorluğu, Rönesans ve Sanayi Devrimi’ni yaşayarak hızlı bir şekilde gelişen ve güçlenen Avrupa’ya kıyasla, yeni bölgeler fethetme ve ham maddelere erişim konularında sıkıntı yaşamış ve böylelikle ekonomik ve askeri üstünlüğünü giderek kaybetmiştir. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa’da yaşanan bu yeni gelişmelere uyum sağlayamamıştır. Böylece, güç dengesi Avrupa Devletleri lehine kaymıştır. On dokuzuncu yüzyılda başlayan milliyetçi hareketler ile Avrupa’nın güçlü devletleri ve Rusya tarafından desteklenen Balkan uluslarının kendi kaderlerini belirleme hareketleri ve isyanları, yavaş yavaş Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu getirmiştir.

1.Dünya Savaşı Dönemi(1914 – 1918)

Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı’na kadar zayıflamaya devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu, 1914 yılında müttefik güçler tarafında Birinci Dünya Savaşı’na girmiş ve 1918’de savaştan mağlup olarak çıkmıştır. Bu mağlubiyetin sonucu olarak Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmış ve Osmanlı İmparatorluğu’nun elinde kalan Anadolu’daki son toprakları, İngiltere, Fransa, Rusya ve Yunanistan tarafından işgal edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun asıl sonu bu ateşkes olmuştur.

Mustafa Kemal ve Kurtuluş Mücadelesi Dönemi

Ulusal direniş ve kurtuluş mücadelesi hareketi, yapılan bu işgallere karşı, özerklik ve milli bağımsızlık arayışı içinde Anadolu’yu harekete geçiren bir Osmanlı askeri komutanı olan Mustafa Kemal’in öncülüğünde bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.Mustafa Kemal, Anadolu’daki tek tük ve dağınık olan direniş gruplarını birleştirip ve onları örgütlemiş bir ordu haline getirmiştir. Mustafa Kemal’in(daha sonra Atatürk soyadı almıştır)öncülüğünde direniş hareketi birleşmiş ve Türkler ulusal kurtuluş savaşına girmiştir.

Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı, ömrünü tamamlamış bir İmparatorluğun yıkıntılarından yeni bir devlet yaratma çabası olmuştur. Dört yıl (1919-1922) süren bağımsızlık mücadelesi sonunda, zamanın önde gelen güçlerine karşı büyük bir zafer kazanılmıştır. Atatürk’ün zaferi sadece askeri değil aynı zamanda diplomatik bir zafer olmuştur. Türk askeri zaferi 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla diplomatik bir başarı ile taçlandırmıştır. İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya ve diğerleriyle imzalanan bu Antlaşma, yeni bir Türk Devletinin kuruluşunu ve uluslararası sınırlarını çizmiş, tam bağımsızlığını garanti ve ilan etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti                                        

29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Cumhuriyet”ilan edilmiştir. Yüzyıllar boyunca ilk kez, Türk halkı kendi kendini idare etme hakkında sahip olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

1938’deki ölümüne kadar yaklaşık 15 yıl boyunca cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk, siyasi, sosyal, yasal, ekonomik ve kültürel alanlarda dünya ülkelerinde daha önce eşi benzeri görülmemiş olan geniş bir reform yelpazesi başlatmıştır.

Atatürk öncülüğünde ilk Büyük Millet Meclisi, parlamenter demokrasi, insan hakları, ulusal egemenlik ve yetki dağılımı, özel mülkiyet ve laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılığı ilkelerine dayanan yeni bir siyasi ve yasal sistem oluşturulmuştur. Yeni, laik bir eğitim sistemi kurulmuş, Arap alfabesi Latin alfabesine dönüştürülmüş ve yeni Türk Medeni ve Ceza Kanunu Avrupa’daki modellerden uyarlanmıştır. Türk kadınları, kadın hakları konusunda Türkiye’yi birçok Batı ülkesinin önüne alan, oy kullanma hakkı ve kamu görevine seçilme gibi yasalar uyarınca eşit haklar almıştır. Batı medeniyeti ve evrensel değerleri temel alan çağdaş yaşamı ağırlıklı olarak Müslüman nüfusa sahip bir millete getiren Cumhuriyet, ilan edildiği günden bu güne eşsiz bir devrim olmaya devam etmektedir.

Bir cevap yazın