Türk Köylerinde Evlenme Gelenekleri

Türk köylerinde evlenme gelenekleri geçmişten günümüze modernize hale gelmiş olmasına rağmen, hala Anadolu’nun bazı bölgelerinde geleneksel uygulamalar gözlemlenmektedir. Hem önemli bir olay hem de ilişkileri kurması bakımından, evlilik köy toplumunun merkezinde yer almaktadır. Hane doğrudan evlilik üzerine kuruludur ve iç yapısı, üyelerinin evlilikleriyle şekillenir. Hanehalkı arasındaki akrabalık ilişkileri dışındaki hemen hemen tüm üyeleri evlilikler ile sağlanır. Bir çift birleştiği andan itibaren, uzun vadeli planlarını hep çocuklarının evliliklerine göre yönlendirirler. Evliliğin bu merkezi konumu, toplum içinde gördüğü büyük önemle ve yapılan gösterişli düğün törenleriyle eşleşir. Düğünler köy hayatında en göze çarpan günlerdir ve organize eğlenceler için neredeyse tek fırsattır. Sosyal ve dini öneme sahip olmaları maliyetleriyle tutarlıdır. Bir düğün neredeyse bir hanenin toplam yıllık gelirine mal olabilir.

Köylerde erkekler normalde on altı ile yirmi iki yaş arasında evlenir, ancak her zaman istisnalar vardır. Kızlar ise normalde yaklaşık on dört ila on sekiz yaşlarında evlenirler. Yetimler ve çok fakirler bazen daha genç evlenirler. Bir erkek seçimini yaptıktan sonra, kızın evine resmi bir ziyaret yapmak için bir veya iki yakın akrabası ve müzakereci olarak kendisine daha az yakın olan saygın bir üst düzey erkekle birlikte kız evine gider ya da gönderir. Bu ziyarette gelin için istenen “başlık parası” da konuşulur. Böylelikle kız isteme merasimi gerçekleştirilmiş olur.

Bir sonraki adım olan nişan bir ay içinde yapılır. Damadın annesi, akrabaları ve akrabalık olmayan komşuları da dâhil olmak üzere dört ya da daha fazla kadın grubu, iki ya da üç erkeğin eşliğinde kızın evine resmi bir ziyarette bulunur. Ertesi sabah yanlarında getirdikleri malzemelerle yapılan büyük bir tören yemeği verilir. İki kadın grubu, akşamları şarkılar söyleyerek eğlenirler. Bu eğlenceler kesinlikle erkeksiz olur. Eğlence esnasında gelin için getirilen altın süslemeler de dâhil olmak üzere diğer hediyelerle birlikte, gelin dans ettiği sırada üzerine para atılır.

Takip eden nişanlanma dönemi içinde çiftlerin birbirini görmesi yasaktır ve kızının bu kuralı ihlal ettiğini öğrenen babanın şiddet uygulayacağı söylenir. Bununla birlikte çiftler gelinin evindeki kadınların göz yummasıyla bir şekilde buluşurlar. Aslında bütün babalar gelenekleri bilir ve utanç verici durumlar ortaya çıkmamasına özen gösterirler. Nişanlılık süresi bir veya iki haftadan birkaç yıla kadar sürebilir. Eğer erkek uzakta çalışıyorsa veya askerlik yapıyorsa ya da hanehalkı herhangi bir kaza yaşarsa, çok daha uzun sürebilir.

Kız evi, çeyizi sağlamaktan sorumludur. Hazırlıklar bir kızın doğumunda başlar ve büyüdükçe devam eder. Damadın evindeki erkeklerin de yapacakları bazı alışverişler vardır. Gelinlik için gereken kumaş, gelinliğin ömür boyu saklanacağı özel bir ahşap sandık ve kız evindeki akrabalar için hediyeler satın alınmalıdır. Düğünden önce kız evine yapılan son ziyarette, yine özel bir yemek yenir, tarihlerin kesin detayları, konuk sayıları ve benzeri şeyler belirlenir.

Düğünler, evliliğin gerçekleşeceği günden dört gün veya daha uzun bir süre önce başlar. Damadın evinin üzerine bir bayrak asılır ve büyük bir konuk odasında ziyaretçiler misafir edilir. Davulcu ve zurnacının gelmesiyle eğlenceler başlar. Gün boyunca, erkekler güreşir, dans eder veya dans eden kızlar gibi giyinmiş profesyonel erkek eğlendiricileri izlerler. Akşamları eğlenceler konuk odasında devam eder. Şarkılar, hikâyeler, şakalar,sessiz sinema ve kahve fincanlarıyla oynanan bir yüzük bulma oyunu gece geç saatlere kadar devam eder.Kadınlar ise gün boyunca bu eğlenceleri uzaktan izlerler. Ancak akşamları, çok geniş bir oturma odasında ya da misafir odasında sıkı bir şekilde gizlice dans ederler.

Kız tarafında isehalka açık daha az eğlence yapılır. Kadınların yakın çevresi ve komşuları, düğünden önce birkaç gece dans etmek için buluşur. Düğünden bir gün önce (Kına gecesi) gelinin sağ eli törenle kına ile boyanır.

Erkek tarafı gelini almak için geldiğinde, erkekler ve kadınlar ayrı ayrı ağırlanır. Kahve ve sigara ikram edilir. Bu arada, kadın misafirler gelinin yakın arkadaşları tarafından ağırlanır. Erkek tarafından gelen yengeler ve kız tarafından bir yenge, gelini kocası için giydirdikleri bir gizli odaya götürür. Bu andan itibaren kocasıyla yalnız kalana kadar konuşmasına izin verilmez,ancak sürekli ağlamaya devam eder. Sonunda, kadınlara ve erkeklere ayrı ayrı geniş bir yemek servis edilir ve damat tarafı gelini de alarak geldikleri gibi zurna ve davul eşliğinde kız evini terk etmeye hazırlanır. Ağlayarak baba evinden ayrılan gelin mümkünse beyaz bir ataya da eşek/at arabasına bindirilir ve kendini bir başına hissettiği yeni çevresi ileyola çıkar.

Türkiye’nin her yerinde yeni evin eşiğinde uygulanan çok sayıda dini usullere rastlanır. Bazı yörelerde gelin, yeni evine kayınvalidenin bacaklarının altından girer. Damat tarafından gelinin başından fındık ve madeni paralar döküldüğü da görülmüştür. Gelin yeni evine geldikten sonra, damadın kendisine gelmesi için akşama kadar yalnız bir şekilde beklemeli ve sessiz kalmalıdır.Gelini getiren topluluğun geri dönmesi üzerine davulcu ve zurnacı ayrılır ve genel olarak şenlikler sona erer

Erkeklerin bir kısmı, damadın evine misafir olarak yemeğe katılır. Damat, özel olarak seçilmiş iki ya da üç arkadaşı tarafından sessizlik içinde tıraş edildikten sonra temiz kıyafetler giyinerek bu son kutsal yemeğe katılır. Damat, geliniyle yalnız kalana kadar konuşmamalıdır. Yemeğin sonunda bütün ahali camide kılınan akşam namazında damada eşlik eder. Daha sonra bir akraba onu elinden tutup evine dini ilahiler eşliğinde götürür ve geline teslim eder.

Normalde başlık parası kız tarafına ya ödenmiştir ya da bu son törenler esnasında ödenir. Ayrıca, iki baba veya çiftin diğer temsilcileri bir imamla anlaşır ve imam nikâhı, evliliği onaylayan dini tören ile gerçekleştirir. Bu her zaman gizlice yapılır, çünkü inanışa göre düşmanlar kolayca bu esnada büyü yaparak damadın iktidarsız olmasını sağlayabilir. Teoride,imam nikâhı ya da dini nikâh tek başına evliliği köylülerin gözünde geçerli kılar. Dini nikâh dışında kalan diğer eğlencelerin ya da şenliklerin hiçbiri vazgeçilmez değildir.

Yine geleneklere göre bekâret oldukça değerlidir ve gelinin ilk gecede (gerdek) kanaması beklenir. Yörelere göre değişken olan bu âdete göre kanın bulunmaması, iffetsizlik kanıtı olarak kabul ediliyor. İffetsiz bir kız evine utanç içinde gönderilmelidir, ancak hiç kimse böyle bir durumda gerçekte ne olduğu konusunda pek emin olamıyor veya yaşanmış örnekleri söylemekten kaçınıyor.

Yeni geline, yeni evindebir süre özel biri olarak muamele edilir. Eskiyene kadar yeni elbiselerini giyer. Bir veya iki hafta boyunca evden çıkmasına izin verilmez ve yavaş yavaş hane içindeki yeni görevlerine alışır. Uzaklığa göre, birkaç haftadan altı aya, hatta bir yıl bile değişen bir süre içinde baba evine dönmesine izin verilmez. Birkaç hafta sonra, kocasının ailesi, haneler arasında resmi bir ziyaretle hane halkı arasındaki yolu açar ve ardından kendi halkı onu ziyaret edebilir. Gelinin ilk yıl için yeni hanede yabancı kaldığı söylenir.