Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Genel hatlarıyla, Türkiye Cumhuriyeti tarihi önemli dönüm noktalarından oluşmaktadır. 1.Dünya Savaşı’ndan sonra yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti, müttefikleri ile birlikte 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ne imza atmaya zorlanmış ve bu durum galip devletlere Osmanlı Devleti’nin yeniden tasarlanmasında tam yetki sağlamıştır. Ateşkes şartları arasında, itilafçı devletlerin stratejik öneme sahip olduğu düşünülen alanları işgal edebileceklerine dair bir hüküm bulunuyordu. Bu güçler 1 Kasım 1918’de Anadolu’yu işgal etmeye başlamıştır. İzmir’in Yunan işgalinden sonra, Hak Savunma Derneği (Müdafaa-i Hukuk) tarafından işgal kuvvetlerini kovmak için ulusal bir direniş hareketi kurulmuş, bu askeri oluşuma “Kuvay-ı Milliye” adı verilmiştir.

Kuvay-ı Milliye topluluğunun iyi niyetlerine rağmen bu hareket Mustafa Kemal Samsun’a ayak basarak milli mücadeleyi tek bir elden yürütmeye karar verene kadar düzensiz kalmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın başlatılmasının yanı sıra, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları diğer yandan devlet idaresinin yerini vatandaşlarının üstünlüğünün alacağı yeni bir rejim planlamaya başlamıştır.

Bu benzeri görülmemiş koşullar altında bile Mustafa Kemal ve silah arkadaşları demokratik bir rejimin kurallarına sadık kalarak bir cumhuriyet kurmaya yönelik ilk adımları atmıştır. 20 Nisan 1920’de, İstanbul’da işgal edilmiş olan Osmanlı Parlamentosu’nun yerine Kurtuluş Savaşı’nı yürütmek için TBMM kurulmuştur.

26 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da yapılan “Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda” kazanılan Türk zaferi, 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla birleşmiş ve Kurtuluş Savaşı’nın sona ermiştir. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalanmış ve TBMM 13 Ekim 1923’te Ankara’nın yeni başkent olduğunu açıklamıştır.

Bu esnada, güçlü bir cumhuriyetin kurulması için hazırlık çalışmaları sürmeye devam etmiştir. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş,Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Atatürk Reformları

Atatürk hayatını hukuki, politik ve sosyal reformlara adamıştır. İlk önce yasama meclisinde önemli değişiklikler yapılmıştır. 20 Nisan 1924’te yeni Anayasa onaylanmış ve 1925’te geleneksel Mahsul Vergisi kaldırılmıştır. 1926’da Borçlar Kanunu ile Medeni, Ticaret ve Ceza Kanunları batı hatlarında gözden geçirilmiştir. Derviş inzivalarının kapatılması, Şapka Yasası ve Gregoryen takviminin kabulü, devlet ve toplumda köklü değişiklikler yaratmıştır. Aynı yıl, Latin alfabesi Arapça harflerin yerine geçmiştir.

Devlet yapısı ulusun egemenliğine paralel olarak laikleştirilmiştir. Kurtuluş Savaşı, Amasya Bildirgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri, TBMM’nin kurulması ve 1921 Anayasası’nın onaylanması, Türk milletinin egemenlik haklarını yansıtmış, teokratik bir devlet kavramına darbe vermiştir. Zaferden sonra, Saltanat ve Halifelik kaldırılmış (sırasıyla 1922, 1924), Cumhuriyet ilan edilmiş (1923) ve Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kapatılmıştır (1924). Tüm bu icraatlar laikleşmeye işaret etmiştir. Anayasa’da, devletin dininin İslam olduğunu belirten madde, 1928’de kaldırılmış ve 1937’de laiklik ilkesi eklenmiştir. 1946’dçok partili parlamento sistemine geçilmiştir.

Türkiye’nin laiklik modeli, klasik batı biçiminden farklı olmuştur; çünkü din ve devlet ayrılığı benimsenmiş ancak devlet, dini işlerin kontrolünü üstlenmiştir.

Tüm Türk vatandaşları kendi dinlerini uygulamada özgürdür ve nüfusun% 98’i Müslümandır. Hiç kimse dini toplantılara katılmak zorunda kalmaz, dini inancını açıklamaz ve dini uygulamalar nedeniyle hiçbir şekilde ayrımcılığa uğramazlar.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, cemaatin geleneksel yapısını çağdaş bir medeniyet seviyesine getirmek için çaba gösterilmiştir. Kadın hakları hareketi Reform döneminde ivme kazanmış ve Atatürk kadınlara erkeklerle aynı hakları vermiştir. Eğitim sistemi de laikleştirilmiş ve kadınlar erkeklerle aynı eğitim hakkına sahip olmuştur. Peçe takmak yasaklanmıştır. Ayrıca, Medeni Kanun toplumda bir kadının statüsünü dindar değil yasal bir formül ile tespit etmiştir. Böylece, çok eşlilik kaldırılmıştır. Evlilik, boşanma ve miras ile ilgili olarak kadınlara ve erkeklere eşit haklar verilmiştir. Kadınlara oy kullanma ve 1930’da belediye meclislerine ve 1934’te Ulusal Meclis’e seçilme hakkı verilmiştir.

Günümüzde kadın hakları anayasada, cinsiyet eşitliği temel ilkesini benimsemektedir. Kamu kurumlarında maaş konusunda ayrımcılık yapılmamaktadır. 1951 tarihli eşit işe eşit ücret öngören Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) anlaşması, 1966’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından imzalanmıştır.

Atatürk, komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesine ve Balkan Anlaşması ve Sadabat Paktı gibi çok taraflı anlaşmaların yapılmasına da önem vermiştir. Türk ve Yunan Başbakanlarının karşılıklı ziyaretleri teşvik edilmiş ve imzalanan anlaşmalar bölgede barış ve huzur ortamı yaratılmasında etkili olmuştur. 1936’da Montrö Sözleşmesi ile “Boğazlar Sorunu”, 1938’de Hatay sorunu Türkiye’nin istekleri doğrultusunda çözüme kavuşmuştur.

Geçtiğimiz 76 yıl boyunca ekonomik ve finansal büyüme ile evrensel değerleri koruyan ticaret ve insan ilişkilerinde artış yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devlet yönetiminde önemli gelişmelere imza atmış, çoğulcu bir parlamenter demokratik rejim kurmuş, laikliğe inanan, toplumunu yeniden inşa etmiş ve ilgili uluslararası örgüt ve kurumlarla uluslararası ilişkiler ve bağlar geliştirmiştir. Cumhuriyet, coğrafi bölgesindeki en son gelişmeleri değerlendirerek, Atatürk ilkelerini koruyarak, kültürel, sanat ve folklorik mirasını destekleyen ve spor aktiviteleri içeren sağlam bir eğitim yapısı oluşturmuştur.

Kısacası, Türkiye, dünya görüşüne ilişkin attığı reformist adımlarla gurur duyuyor, hem bugün hem de yarın kendisinden emin olarak ilerlemesini sürdürüyor. Güçlü cumhuriyetinin tüm avantajlarına sahip, demokrasi ilkelerine bağlı, insan haklarına saygılı ve ulusal çıkarlarının bilincinde olan Türkiye Cumhuriyeti, sorunlarını çözmek için her türlü çabayı göstermekte ve vatandaşlarının yaşam standartlarını iyileştirmek için sürekli çaba sarf etmekte, tüm dünyada yeni ve kalıcı bir dostluk kurmak için çalışmaya devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, 76 yıllık tecrübesiyle, şu ana kadar başardıklarının gelecekte yapabileceklerinin ve yapacaklarının bir garantisi olduğundan emindir. Demokrasiye ve insan haklarına derin saygı duyan evrensel değerlerin bilincinde olan güçlü Türkiye Cumhuriyeti, umutla, coşkuyla ve kararlılıkla, sağlıklı ve mutlu bir geleceğe bakmaya devam edecektir.

Bir cevap yazın