Türkiye Temiz Enerji Yatırımlarında Dünya Markası Olmaya Doğru İlerliyor

En sade şekliyle iş yapabilme gücü olarak tanımlanan enerji, yaşamın hemen hemen her alanı için vazgeçilemez bir gereklilik olarak önemini her zaman korumaktadır. Geçmişi çok eskilere dayanan petrol, doğal gaz, kömür ve nükleer enerji gibi fosil enerji kaynakları, birincil kaynaklar olarak doğal kaynaklardan toplanmakta ve genellikle elektrik enerjisi üretiminde doğrudan kullanılabilmektedir. Ancak söz konusu fosil kaynakların çıkarımı, işlenmesi ve elektrik enerjisi üretimi aşamaları esnasında çevreye ve atmosfere salınan zararlı sera gazı emisyonları ekosistem üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Diğer yandan, özellikle petrol ve doğal gaz gibi önem arz eden kaynakların sadece belirli ülkelerde rezervlerinin bulunması, Türkiye gibi ithalatçı ülkeler açısından cari açığın artmasına ve enerjide bağımlılığa neden olurken, 1973’de olduğu gibi olası krizlerde yaşanan ani fiyat değişimleri veya ambargolar arz güvenliğini tehlikeye sokmaktadır.

Fosil enerji kaynaklarının tüm bu olumsuz etkilerine karşın tamamen çevreci ve sürdürülebilir olan rüzgâr, güneş, biyokütle, hidroelektrik, jeotermal ve dalga enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları sera gazı emisyonlarının düşürülmesine katkıda bulunurken hemen hemen her coğrafyada bu kaynakların potansiyeline rastlanabilmesi sayesinde enerjide bağımsızlığı ve demokratikleşmeyi sağlamaktadır. Günümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarının dünyanın geleceği ve insanlık için öneminin daha fazla fark edilmesiyle ve enerji üretim maliyetlerinin fosil kaynaklardan elektrik üretimine kıyasla büyük oranda düşmesiyle birlikte ülkeler temiz enerji yatırımlarına öncelik vermeye başlamıştır.

Türkiye’de Temiz Enerji Yatırımları

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda temiz enerji yatırımlarına olan ilgi daha çok artmış, YEKDEM gibi devlet tarafından açıklanan teşvik paketleri ve kolaylaştırıcı politikalar sayesinde özellikle rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretim santrallerinin kurulu güçlerinin giderek artması sağlanmıştır. Yenilenebilir kaynaklara yapılan enerji yatırımlarında bankalar da finansal desteklerini sunma konusunda yatırımcılara kolaylıklar getirmiştir.

Nüfusu her geçen gün artarak büyüyen ve enerji kullanımı yoğun sanayi tesislerinin sayısında artış yaşanan Türkiye’de, bu etkenlere bağlı olarak enerji talebi sürekli olarak artmakta bu talebi karşılamaya yönelik yeni kapasitelerin devreye sokulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu açıdan, yeni enerji yatırımları hız kesmeden devam etmekle birlikte var olan fosil kaynaklı elektrik üretim santrallerinin de enerji üretimi içindeki payları giderek azaltılmaya çalışılmaktadır. Her ne kadar yerli kaynakların kullanımına yönelik politikalar doğrultusunda linyit yakıtlı termik elektrik üretim santrali yatırımlarına devam edilse de başta hidroelektrik enerji üretim santralleri olmak üzere rüzgâr ve güneş enerjisinden elektrik üretim santrallerine olan yatırımların daha yoğun olduğu görülmektedir.

Uluslararası Enerji Ajansı raporuna göre 2020 yılı itibariyle Avrupa’nın ilk 5 yenilenebilir enerji lideri arasında yer almayı başaran ve dünyada da bu alanda 11. sırada bulunan Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları kapasitesini 2024 yılına kadar %50 daha artırarak temiz enerji yatırımlarında dünya markası olmaya doğru ilerlemeyi hedeflemektedir.

Güneş Enerjisi Yatırımları

Güneş enerjisi, fotovoltaik güneş panelleri ile doğrudan güneş radyasyonundan yararlanılarak üretilen en temiz ve ileride en yaygın olması beklenen enerji kaynağı olarak bilinmektedir. Güneş enerjisi, evsel kullanımdan ticari işletmelere ya da büyük ölçekli güneş enerjisinden elektrik üretim santrallerine kadar her kapasitede, modüler ve işletme maliyeti düşük, en önemlisi ise tahmin edilebilir bir enerji kaynağı olmasıyla öne çıkmaktadır. 2020 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle 91.932 MW olan Türkiye’nin kurulu gücünün 6.152 MW’lık kısmını güneş enerjisi santralleri oluşturmaktadır. Güneş enerjisi potansiyeli bakımından oldukça yüksek potansiyele sahip olan Türkiye yatırımcılara büyük fırsatlar sunmaktadır. Diğer yandan, Konya-Karapınar’da dünyanın en büyük güneş enerjisi santrallerinden biri olacak 1000 MW kapasiteli güneş enerjisi santrali inşaatı devam etmektedir.

Rüzgâr Enerjisi Yatırımları              

Bir başka yenilenebilir enerji kaynağı olan rüzgâr enerjisi, farklı sıcaklıklardaki hava kütlelerinin rüzgâr türbinlerini hareket ettirmesiyle elektrik enerjisine dönüşmektedir. 2020 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle 7.810 MW rüzgâr enerjisi kurulu gücü bulunmaktadır. Türkiye, 2023 yılında 20 GW’lık bir rüzgâr enerjisi kuru gücüne ulaşmayı hedeflemektedir.

Hidroelektrik Enerjisi Yatırımları

Barajlar veya akarsular üzerine kurulan hidroelektrik santrallerde suyun potansiyel ve kinetik enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülmektedir. Türkiye, dünya teorik hidroelektrik potansiyelinin %1’ine, Avrupa’nın ise %16’sına sahiptir. Türkiye’nin elektrik enerjisi üretiminde %32 pay ile en önde gelen kaynaklarından biri olan hidroelektrik santrallerin kurulu gücü 29 GW seviyesine ulaşmıştır.

Bir cevap yazın