UNESCO Dünya Mirası Olarak Kabul Edilen 1000 Yıllık Türk Yapıları : Divriği Ulu Camii ve Darüşşifa

Divriği Ulu Camii’nin Tarihi

Dünya Miras Listesi’nde kaydedilmiş olan ilk Türk yapıları Sivas Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’dır. Bu yapı kompleksi 13. yüzyılda Ahmet Şah ve eşi Melike Turan tarafından Mengüçlü Prensliği adına açılmıştır. Anıtsal mimarisi ve Anadolu’nun geleneksel taş oyma sanatı ile ünlü olan bu şaheser,1985 yılında iki kubbeli camisi, hastanesi ve anıt mezarı ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.

1288 yılında mimar Hürrem Şah Ahlat tarafından inşa edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın cepheleri sade bir biçimdedir. Eşsiz bir şaheser olarak dekorasyonu, Darüşşifa’nın büyük kapısını, Camii’nin kuzey kapısını, Camii’nin batı kapısını ve Şah’ın kürsü kapısını süsleyen taş oymacılığı esasına dayanır. Dekorasyondaki her bir figür, eşsiz bir sanat ve mimarlık harikası, hem de bir mühendislik harikası olarak kabul edilmektedir.

Divriği Ulu Camii, Anadolu’da Selçuklular döneminde inşa edilen camilerin en görkemli örneğidir. Sanat tarihçileri ve mimarlar, üç boyutlu ve karmaşık geometrik stillerin ve akan bitki figürlerinin başka bir örneği olmadığı konusunda hemfikir olmuşlardır.

Dönemin Mimari Tarzı

Kapıları Barok, Selçuklu ve Gotik tarzların bir karışımı gibi gözükse de, kendine has ve kendine özgü bir tarzı temsil etmektedir. Kapılara ve duvarlara oyulmuş tüm figürler asimetriktir ve her karede binlerce taştan oyulmuş figür yer almaktadır. Kapılarda yer alan tasarımların en belirgin özelliği benzersiz olmalarıdır. Her biri diğer dekorasyonlardan farklıdır. Örneğin, kuzey cephesinde kapıda kullanılan “yaşam çelenkleri”, yalnızca zanaatkârın hayal gücünde var olan hayali bir bitki dünyasını betimlediğinden dikkat çekicidir.

Kapılara ek olarak, kubbenin iç yüzeyinin yanı sıra tüm taban, sütun ve sütun başlıkları, farklı ve benzersiz bir tarzda dekore edilmiştir. Ulu Cami’nin yanında bulunan Darüşşifa(Hastane), başlı başına bir taş oymacılığı şaheseridir. Ulu Cami ile muhteşem bir birliği paylaşmaktadır. Darüşşifa, revaklarla çevrili merkezi bir avluya sahip iki katlı bir yapı ve tedavi yöntemi olarak fıskiyelerden akan suyun sakinleştirici sesini içeren bir hastane olarak tasarlanmıştır.

Bir cevap yazın